DÜŞÜNMEK EN BÜYÜK ERDEMDİR:

20 Mart 2012 Salı

Aşkın Akisleri

   Sevmek,Aşık Olmak
    Bu kelimeler adı konulamayan bir duyguyu gerçekten ifade edebilir mi?
İnanmanın getireceği sorumluluğu reddedip bu kavramı inkar edenler var.Günümüzde çoğu insan hayatlarını bir başkasının hayatına(kayıtsız,şartsız)endeksleme taraftarı değiller.Onlara göre hayat fiziksel bir metafordan ileriye geçemez.Sevginin ve aşkın doğasını ya da yaşamın hakikatini kavrayabildiğimi söyleyemem ama şunu peşinen söyleyebilirim;İnsan canlı bir organizma olmanın çok ötesinde bir varlıktır.Bilinçli bir işlevselliğimizin yanında,bütün canlılarda var olan içgüdülerimizden de yararlanıyoruz.Peki insanı insan yapan şey nedir?
  Benim gerçek anlayışıma göre insanı insan yapan şey 'Aşk'tır.Bu aşk genel geçer aşk tanımlamalarına sığan,basite indirgenmiş,hayvani hislere kılıf olarak kullanılan aşk değil hakiki 'Aşk'.
 Aşk Bağlılıktır
  Bu aşamadan sonra,klişe tabirle, aşkın türlerini oluşturduğu söylenen diğer aşkları bırakıp insana duyulan aşkı anlamak gerekir.Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar'ında müthiş bir bölüm var.O bölümde Şems Allah'ın hakiki dostlarından biriyle tanışma isteğini gerçek sevgiliye söylüyor ve bunun karşılığında ne verebileceği soruluyor.O da hiç tereddütsüz canını ortaya koyuyor.Canının ödülü olarak Mevlana ile dost oluyor ve canı alınıyor.Bu dostluğun buraya konu edilmesindeki asıl amaç; aşkın kaynağını sorgulamaktır.Aşk İlahi bir esindir.Aşkın İlahiliğinin ispatı saf ve temiz bir şekilde Allah'a duyulan bağlılıkta saklıdır.
  İnsanın mükemmelliğine gidilen yolda izlenen bütün adımlar geçmiş zaman derviş ve sufilerini hep aynı yere vardırdı:'Kayıtsız şartsız teslimiyet'.Öyle bir teslimiyet ki;neden ve sonuçların hiçbir önemi yok.Başa gelen bütün kötü hadiseler(ki böyleleri için kötü tanımı yoktur),çekilen çileler Sevgili'den geldiği için rıza gösterilirdi.Amaçlanan şey Yunus Emre'nin dizeleriyle de hayat bulur:'Cennet Cennet dedikleri/ Birkaç köşkle üç-beş huri/İsteyene ver onları/Bana seni gerek seni.
   Peki iki insan arasında Aşk'taki bağlılık hangi derecede olabilir?İlahi aşkın vecdiyle yananlar için aşk nasıl arzulardan vazgeçmekle mümkün kılınıyorsa,iki insan arasındaki Aşk'ta da bu vazgeçiş aşık olunan kişi için kendinden vazgeçmekle mümkün oluyor.Öyle ki bütün klasik aşk hikayelerinde hikayenin(genelde erkek) kahramanı öngörülebilir  tehlikelere rağmen Aşk yolunda bir an bile tereddüt göstermiyor.Aşık maşuğuyla öyle bir bütünleşiyor ve bağlanıyor ki artık ortada 'Sen ve Ben' kavramlarını kaldırıp sadece 'ben'e yahut 'sen'e dönüşüyor.Aşkın mükemmeliği de burda;iki ayrı ruhun bütün zaman ve mekan sınırlarını hiçe sayarak yaratılışın özüne dönmesi ve tek olması.
 Aşk Vazgeçiştir
   Aşık neden vazgeçer?Aşık bazen kendi benliğinden,bazen de maşuğundan vazgeçer.Mevlana'nın Mesnevi'sinde buna dair çok güzel bir hikaye var.Padişah ve Cariye'nin hikayesi.Bir aşığın Aşk'ın hakikati için nasıl sevdiğinden vazgeçebileceğinin çarpıcı bir örneğidir.Anlatılan bütün Aşk hikayeleri karşılıklı oldukları için sevilmiş ve dilden dile dolaşmıştır.Ama karşılıksız aşklar acı ve ızdıraptan başka birşey getirmez.Yaşamın garip cilvelerinden biri belkide;çok seven aşık,sevdiği başkasına ram olduğu için ondan vazgeçer.Bu vazgeçiş sevgiliden vazgeçiş değil 'Sen ve Ben'e yer olmayan aşığın dünyasında kendi ruhundan kopuştur.Sevdiğinin iyiliği ve göz aydınlığı için kendi istikbalinden vazgeçmek!Bu bencileyin aşkın en üst mertebesidir.Bunu yaşayan ruh gerçekten olgunlaşmış bir ruhtur.Mevla'nın sözleriyle:'Hamdım,yandım,piştim'
  Aşk suya yansıyan güneşin aydınlığında,suda görülen sevgilinin suretine duyulan özlemdir.Aşk sırf maşuk yaşıyor diye O'nun yaşadığı şehri sevmektir.Aşk ham bir ruhun olgunluk serüvenidir ve iyiki karşılıksız Aşk'lar var bu dünyada.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder